İSTANBUL NASIL KURTULUR?

19 Ekim 2018 by Blog 25 Views
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu en iyi özetleyen ve çözüm için fikir veren şehir hangisidir sizce? Bir çoğumuz büyük olasılıkla İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerin haricinde bir ilimizi zikredecektir. Neden? Çünkü “bu şehirlerde sanayi yok, üretim yok, işsizlik yok” gibi sebeplerle bu düşünceler desteklenmeye çalışılacaktır.

Oysa ülkemizin içinde bulunduğu durumu en iyi özetleyen şehir İstanbul’dur. Bu şehirde sanayi var, üretim var, iş var, işsizlik var, kapasitesinin üzerinde nüfus var… Daha birçok unsur sayılabilir.

İstanbul, önlem alınmazsa gelecek yıllarda ülkemizin başını ağrıtmaya devam edecek. Vasıfsız elemanların çoğaldığı, üretmeyen bir şehir durumuna dönüşecektir. Her geçen gün vasıfsız elemanların göçü artarak devam etmekte bu şehre. Eskiden bu şehir mal ve tarım üreten bir şehirken günümüzde sadece hizmet veren şehir durumuna dönüşmüştür. Eskiden ürettiğiyle kendi kendine yetebilirken günümüzde Anadolu’nun bin bir zorlukla ürettiğiyle beslenen bir şehir olmuştur.

Düşünsenize İstanbul’da kaç tane temizlik elemanı var ki, bunların birçoğu temizlik konusunda eğitim almamış, mecbur olduğu için bu işi yapmak zorunda kalan kişiler. Kaç tane ulaşım elemanı var, ki çoğu yaşanan trafik yoğunluğu nedeniyle psikolojik sıkıntılar yaşamakta ve tehlike arz etmekte.

Fabrikası başka illerde olan çok sayıda holding ve şirketin yönetim merkezleri maalesef İstanbul’da. Sadece hizmet veren bankaların tüm yönetim merkezleri de İstanbul’da. Üretimi olmayan bir kurum veya kuruluşun İstanbul’dan yönetilmesinin bu şehre ve ülkemize faydasından çok zararı var.  Fiyatların artması, vasıfsız elemanların bu şehre akın etmesi, trafik sıkışıklığı ve dahasına sebep teşkil etmekte.

Peki ne yapmak gerekir?

Devlet idarecilerinin iyi hazırlanmış bir projeyle kademeli olarak, üretmeyen hizmet sektöründeki bütün kurum ve kuruluşların yönetim merkezlerini üretim yapan diğer şehirlere paylaştırması zorunludur. Bu şekilde on binlerce eleman ve bu kurumlara hizmet veren orta ve küçük ölçekli firma da taşınmış olacak İstanbul’dan. Böylece tarladan İstanbul’a gelene kadar fiyatta başkalaşıma gebe gıda ürünleri araya nakliye maliyeti de girmeden insanlara ulaştırılabilecek. İstanbul merkezi olmasa da banliyölerindeki arazilere toplu konutlar inşa edileceğine, meyve ve sebzeler dikilebilecek. İstanbul’da tarım ve hayvancılığın yapılmasına mâni olan nüfus ve nüfusun çokluğu nedeniyle talep gören inşaatlar. Bugün dünyanın en önemli metropollerinden olan Paris’in banliyölerinde binlerce dönüm arazilerde şeker pancarı, sebze ve meyve üretildiğine, hayvancılık yapıldığına gözlerimle şahit oldum. İstanbul’da neden olmasın; hatta diğer büyükşehirlerimizde.

Netice olarak, sanayisi, tarımı, hayvancılığı ve nüfusu dengeli dağıtılmayan ülkelerde vasıfsız ve üretken elemanların sayısı artar, dışa bağımlı ve borç batağında bir ülke konumuna düşer. Her şehir üretim bazında en azından yüzde 70 oranında kendine yetebilecek durumunda olmalıdır. Eğer ülkemiz bunu başarırsa insanlarımız refah içinde yaşar, daha çok kazanır. Üstelik, Anadolu’da yaşayan ve eğitimini tamamlamış yüzbinlerce gencin de iş uğruna doğup büyüdüğü toprakları, kültürü terk etmek gibi bir yanlışa düşmesinin önüne geçilmiş olur.

Yorum yapmak için oturum açın